Yurt İçi
Enflasyonun zirveyi bulduğu kanısındayız

Maliye Bakanı Şimşek, "Enflasyonun neredeyse zirveyi bulduğu kanısındayız, bundan sonra sıkı bir duruşla enflasyonu tekrar 5-7 aralığına düşürmeyi ümit ediyoruz" dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyon rakamlarına ilişkin, "Enflasyonun neredeyse zirveyi bulduğu kanısındayız, bundan sonra sıkı bir duruşla enflasyonu tekrar 5-7 aralığına, daha sonra da orta-uzun vadede yüzde 5'in altına düşürmeyi ümit ediyoruz" dedi.

Bakan Şimşek, Anadolu Ajansı'nın üst üste ikinci defa global iletişim ortağı olduğu, küresel finansın liderlerini buluşturan "5. İstanbul Finans Zirvesi"nin (IFS) ikinci gününde yaptığı sunumda, Türkiye'nin kısa vadeli ekonomik ve siyasi görünümüne değindi.

"Türkiye'nin siyasi görünümüne bakıldığında çok açık ve net olarak tek mesaj var, bu da; Türkiye'de siyasi istikrar devam edecek" ifadelerini kullanan Şimşek, ülkenin geçtiğimiz dönemde mahalli seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini başarıyla huzur içinde atlattığını söyledi.

Şimşek, mahalli seçimler göz önüne alındığında AK Parti'ye desteğin arttığını, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ise Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk turda yüzde 52'ye yakın bir destekle kazandığını hatırlattı.

Yeni kurulan hükümetten sonra eylül ayının başında yapılan bir ankete göre, bugün seçim olsa AK Parti'ye halk desteğinin neredeyse yüzde 52 olacağını belirten Şimşek, "Buradan çıkacak bir tek mesaj var, halkımız istikrardan, reformdan yana çok açık ve net bir tavır içindedir. Mart seçimleri öncesinde ortaya atılan bir takım iddialar, siyasi motivasyonlarla ortaya atılan iddialardır, halkımız o iddialara prim vermedi" diye konuştu.

Parlamento seçimlerinin önümüzdeki yıl yapılacağını anımsatan Şimşek, şunları kaydetti:

"Seçime kadar olacak dönem bizim için aslında reform programının derinleştirildiği ve genişletildiği bir dönem. Şu an Kalkınma Planı çerçevesinde ekonomide 25 dönüşüm alanında bin 200'ün üzerinde tedbir üzerinde çalışıyoruz. Çalışmalarımız yoğun şekilde devam ediyor. Bu hazırlıkları 2015 seçimlerinden önce bitireceğiz, 2015 ile 2019 arasında da seçim olmayacağı için Türkiye yeni bir çıkışın temellerini bugünden atacak, hazırlayacak. Türkiye reformlarla güçlü geleceğini hazırlayacak."

Şimşek, 2015-2019 yıllarının ikinci nesil, üçüncü nesil yapısal reformların uygulanacağı bir dönem olacağını, şu an bunun hazırlık aşamasında bulunulduğunu aktardı.

Türkiye'nin 2023 vizyonunun ve siyasi istikrarının yapısal reformlara imkan sağladığını ifade eden Şimşek, 2023 hedeflerinin oldukça iddialı hedefler olduğunu ama bu hedeflere gidilmesini sağlayacak ortamın da mevcut olduğunu dile getirdi.

Şimşek, Türkiye ekonomisinin görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ekonomisinde ılımlı bir büyüme gözlendiğini anlatan Şimşek, şöyle konuştu:

"Çok yüksek dozdaki 2010-2011 yıllarındaki büyümeyi sürdüremezdik. Çünkü o yüksek cari açık ve enflasyonist baskıları beraberinde getirmişti. Küresel konjonktür de daha ılımlı büyümeyi gerektiriyor. Ayrıca bizim çok daha yüksek büyümeyi sağlayabilmemiz için yapacağımız birçok yapısal reform var. İkinci olarak bu sene gıda fiyatları ve kur kaynaklı bir enflasyonist baskı söz konusu. Burada da enflasyonun neredeyse zirveyi bulduğu kanısındayız, bundan sonra sıkı bir duruşla enflasyonu tekrar 5-7 aralığına, daha sonra da orta-uzun vadede yüzde 5'in altına düşürmeyi ümit ediyoruz."

Türkiye'nin kamu maliyesindeki durumunun çok güçlü olduğunu belirten Şimşek, cari açık bağlamında dış dengenin önemli bir soruna yol açtığına işaret etti.

Şimşek, burada da bir iyileşme görüldüğünü hatırlatarak, "Tabii ki, arzuladığımız noktada değiliz ama geçmişe oranla ciddi bir iyileşme söz konusu" dedi.

 "Bir kaç yıl sonra Türkiye yüksek gelirli ülkeler arasına katılır"

Türkiye'nin kriz sonrası dönemde, gelişmekte olan Avrupa ülkelerine ve gelişmiş ülkelere oranla çok güçlü bir performans gösterdiğini vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin Dünya Bankası tanımına göre şu an yüksek-orta gelirli bir ülke konumunda olduğunu, bir kaç yıl içinde yüksek gelir grubundaki ülkeler arasına katılmayı ümit ettiklerini söyledi.

Geçen yılki, büyümeye ilişkin biraz daha iyimser beklentilere değinen Şimşek, "Muhtemelen 2014 yılı için yüzde 3-3,5 veya yüzde 3-4 bir büyüme öngörülüyor. Gelecek seneye ilişkin de aşağı yönlü riskler var" değerlendirmesini yaptı. 

Şimşek, bu riskleri barındıran gelişmelere ilişkin ise şunları kaydetti:

"Birincisi AB arzulanan düzeyde bir toparlanma içinde değil, ikinci olarak bölgemizde çok ciddi çalkantılar var. Bu, Türkiye ekonomisini aşağı çekiyor. Yine önemli ticaret ortaklarımızdan bir tanesi Rusya'da bir takım sıkıntılar var, genel olarak küresel ekonomide bir yavaşlama var. Daha önemlisi Türkiye birçok seçim ve seçim öncesindeki siyasi motivasyonlarla ortaya atılan bir takım iddiaların ortaya koyduğu bir takım belirsizliklerle karşı karşıya kaldı. Özetle muhtemelen gelecek seneki büyüme rakamları da aşağı yönlü revize edilebilir."

İmalat sanayinde yaşanan momentum kaybına da atıfta bulunan Şimşek, güven endekslerindeki bir takım yumuşamaların geçici olacağını söyledi.

Şimşek, kısa vadede büyümeye bakıldığında iç piyasadaki finansal şartların iyileştiğinin altını çizerek, "Merkez Bankası (MB) yılın başında ciddi bir sıkılaştırmaya gitti, sonra da para politikasında bir gevşeme söz konusu. Ama jeopolitik gerginlikler ve Avrupa'daki yavaş toparlanma Türkiye için aşağı yönlü riskleri ifade ediyor" dedi.

Büyümenin yavaşlamasıyla istihdamda da bir yavaşlamanın söz konusu olduğuna dikkati çeken Şimşek, buna da ayrıca dikkat edilmesi gerektiğini anlattı.

"Hedefimiz enflasyonu düşük tek haneye indirmek"

Şimşek, enflasyonun AK Parti döneminde tek haneye indiğini hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ama henüz düşük tek haneye indiremedik. Yakın dönemde enflasyonda bir çıkış var çünkü son 13 yılın en kurak dönemini yaşıyoruz. Jeopolitik gerginlikler gıda talebini ve gıda fiyatlarını olumsuz yönde etkiledi. Liradaki değer kaybı olumsuz etkiledi. Bütün bunlar beraberinde beklentilerin kötüleşmesine yol açtı. Bütün bu faktörler 2014 yılında enflasyonu bir miktar yukarı doğru çekti. Enflasyonu tekrar aşağı indirmemiz lazım. Gıda fiyatları önemli bir risk ama gıda fiyatları bahanesinin arkasına sığınamayız. Buna ilişkin tedbir almamız lazım."

Gıda fiyatlarında yüzde 14'ün üzerinde artış görüldüğünü anımsatan Şimşek, manşet enflasyonun, gıda fiyatları çıkartıldığında yüzde 7,8 olduğunu ve bu konuda adımlar atılacağını dile getirdi. 

Şimşek, gıdanın enflasyon sepeti üzerindeki ağırlığının yüksekliğine işaret ederek, bu artışın arkasında yapısal ve dönemsel problemler bulunduğunu söyledi.

"MB'nin aldığı tedbirler sayesinde çekirdek enflasyonda bir durulma söz konusu"

Yapısal problemlerin mikro düzeydeki reformlarla çözülmesi gerektiğini belirten Şimşek, enflasyonbeklentilerindeki bozulmaya ilişkin, şu ifadeleri kullandı:

"MB'nin aldığı tedbirler sayesinde şimdi çekirdek enflasyonda bir durulma söz konusu, bu önemli. Enflasyona baktığımız zaman yukarı yönlü riskler, liradaki değer kaybı kaynaklı. İşlenmemiş gıda fiyatları hala bir risk olarak görülüyor. Türkiye ekonomisi potansiyelinin altında büyüyor dolayısıyla bir çıktı açığı söz konusu. Talep eksenli bir baskı söz konusu değil. Makroihtiyati tedbirlerimiz var, bunları genişletebiliriz."

Şimşek, Türkiye'nin brüt kamu borç stokunun milli gelire oranını son yıllarda ciddi şekilde aşağı çektiğini anımsattı. "Bu sene öngörümüz yüzde 33'ler civarı. Tabi biraz da kurla ilişkili bu ama aşağı yönlü trend devam ediyor, devem edecek" diyen Şimşek, vergi iadelerinde bu yıl bir patlama olduğunun altını çizdi anlatan Şimşek, en büyük kırılganlığın dış dengede görüldüğünü, Türkiye'nin geleneksel cari açık veren bir ülke olduğunu, son dönemde ise yeniden bir dengelenme sürecinde bulunulduğunu aktardı.

Bakan Şimşek, ihracat artışının ithalat artışının üzerine çıktığının altını çizerek, "O nedenle de cari açıkta bir daralma söz konusu. Cari açık bu sene muhtemelen milli gelirin yüzde 5,7'si, 5,8'ine gerileyecek. Bu bile yüksek bir rakam, daha da aşağı çekmemiz gerekiyor. Güzel bir haber, cari açığın finansmanında bir iyileşme var" yorumunu da yaptı.

"Algı olumsuzdu" 

Şimşek, ardından soruları cevapladı.  Türkiye'nin 2000'li yılların başındaki algısının çok kötü olduğunu belirten Şimşek, "Türkiye aslında iflas etmiş bir ülkeydi. 2002 yılında Türkiye'de faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranı yüzde 86 idi. Dolayısıyla algı olumsuzdu" diye konuştu. 

Şimşek, Türkiye'nin 2003-2007 döneminde çok güçlü reformlar yaptığını, bu algıyı tamamen değiştirdiğini ve küresel krizden daha az etkilendiğini ifade ederek, şunları söyledi:

"Özellikle geçen seneki Gezi olayları sonrasında tekrar algı kötüye döndü.  Bizim şimdi tekrar daha çok reform yaparak ve Avrupa çıpasına sarılarak bizim bu algıyı değiştirmemiz lazım. Reformdan başka hiçbir yol yok. Biz daha iyiyiz demek yetmez. Doğru uygulamalar ve performans ortaya koymamız lazım. Kredibilite bu şekilde inşa edilir. Biz bunu tabii ki yapabiliriz. Bu ülkede siyasi istikrar, güven ortamı var. Biz bunu pekiştireceğiz. 

Son dönemde yaşananların bir sürü şokun bir araya gelmesinden kaynaklandığını göstermemiz lazım. Ortadoğu'da barış ve huzurdan yanayız. Biz komşularımızın daha demokratik, müreffeh ve istikrar içerisinde olmasını istiyoruz. Çünkü en kazançlı biz olacağız. Ama Ortadoğu'da ciddi sıkıntılar var. İster istemez bölgemizdeki sıkıntılar, gerginlikler bize yansıyor. Avrupa'daki sıkıntılar bize yansıyor. Bunu görmek lazım."

Türkiye'nin yakın dönem sıkıntılarının, performansının bu şoklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini anlatan Bakan Şimşek, bu şokların daima devam etmeyeceğini ve eninde sonunda bir yerde yeni bir denge oluşacağını dile getirdi. 

"Objektif bir değerlendirme istiyoruz"

"Kredi derecelendirme kuruluşlarının aldığı kararları siyasi buluyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine Şimşek, henüz kredi derecelendirme kuruluşlarının aldığı bir kararın olmadığını aktararak, "Hem küresel kriz öncesinde hem sonrasında notu en hızlı, fazla artan ülkelerden bir tanesi biziz. Onlar gözümüze kaşımıza hayran oldukları için değil. Biz ortaya güçlü bir performans koyduk. Hem güçlü bir reform yaptık, hem de borçları azalttık. Bütün alanlarda ilerleme sağladık" şeklinde konuştu. 

Bakan Şimşek, (kredi derecelendirme kuruluşlarının) şu anda kafalarında zaman zaman soru işaretlerinin belirdiğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye'nin analizini yüzeysel yaptığınızda hakikaten kaygı veren hususlar var. Bakın yüzeysel diyorum. Ama biraz daha derinlemesine analiz yaptığınızda bu kaygılara gerek olmadığını görüyorsunuz. Bizim bir tek isteğimiz var. Objektif bir değerlendirme istiyoruz. Tabii ki onlar işlerini yapacak, biz işimizi yapacağız. Bizim işimiz reform, bizim işimiz güçlü performans, bizim işimiz doğru politikalar. Evimizi düzene koyacağız. Eksiklerimiz var.  Mükemmel değiliz. Katetmemiz gereken mesafe var. Belki de daha çok çaba göstermeliyiz."

Kendisinin finans piyasalarından geldiğini belirten Şimşek, "Her zaman şunu gördüm; piyasaların fiyatladığı kredi notuyla, bizim şu anki cari kredi notlarımız arasında hep yüzeysel analizlerden kaynaklanan bir fark var. Türkiye o çok güçlü çıkışı yaşarken bile geciktiler. Şimdi bir tedirginlik var. Ben bunun yersiz olduğu kanısındayım. Evet, sıkıntılı bir dönem var, sıkıntılı bir coğrafyada yaşıyoruz. Bunların Türkiye'ye yansımaları var ama Türkiye'nin temelleri sağlam" diye konuştu. 

Memet Şimşek, derecelendirme kuruluşlarına işlerini doğru yaptıkları ölçüde saygı duyduklarını ifade etti.

"Önümüzdeki 10 yılda en büyük sorun ülkelerin büyüyememesi olacak"

Şimşek, kamu maliyesi, bankacılık sektörünün sağlığı ve hanehalkının durumunun önemini vurgulayarak, "Önümüzdeki 10 yılda en büyük sorun ülkelerin büyüyememesi olacak. Geçmiş 10 yılda gelişmekte olan ülkeler arkalarına büyük rüzgar aldılar. 'Bizim yerelde AK Parti arkasına rüzgar aldı' derler, global likidite rüzgarı. Şunu unutmayalım, gelişmekte olan ülkeler arkalarına sadece likidite rüzgarı almadılar, global emtia fiyatlarında ‘süper cycle (dönem) ’ dediğimiz muazzam bir dönem yaşadılar. Bu ise Türkiye'nin tam aleyhinde gelişti" şeklinde konuştu. 

Gelecek 10 yıla baktıklarında Latin Amerika, Ortadoğu ülkeleri, Güney Afrika, Kazakistan ve Endonezya'nın bu rüzgarı güçlü bir şekilde hissedemeyebileceğini belirten Şimşek, bunun Türkiye'nin lehine olduğunu söyledi. 

Bakan Şimşek, gelecek dönemde güçlü bir performans ve direnç koyarak şu anki durumun aşılacağını ifade ederek, "2008 ile 2009 yıllarını çok canlı bir şekilde hatırlıyorum. Türkiye ilişkin kaygılar zirvedeydi. 'IMF Programı olmazsa Türkiye yoluna devam edemez' şeklinde hem içeriden hem de dışarıdan bana inanılmaz eleştiriler geliyordu. Ne oldu? Türkiye'nin temelleri sağlamdı, en az hasarla atlattı ve hızlı bir çıkış yaşadı. Küresel konjonktür aleyhe dönebilir ama her şey siyah beyaz değil. 'Türkiye'nin güçlü tarafları var bunu görün' diyoruz" şeklinde konuştu. 

Türkiye'nin temellerinin sağlam olduğunu, tek tük kırılganlık noktalarının bulunduğunu ve hükümet olarak bunları çözdüklerini anlatan Şimşek, cari açığın azalmasının bunu gösterdiğini ve kendilerinin tedbiri aldıklarını söyledi.

"Daha zor olacak"

İstihdama yönelik soru üzerine Şimşek, gelecek dönemin bu anlamda daha zor olacağını belirterek, "Biz tasarrufu düşük olan bir ülkeyiz. Büyüme için bu tasarrufların düşüklüğü bir hız limiti. Türkiye'de büyüme iştahı çok yüksek. Ama bu büyümeyi sürdürecek tasarrufa sahip değiliz. Biz yatırımlardan ödün vererek büyüyemeyiz. Yatırımların yüksek kalması lazım. Biz tasarrufları artırarak büyüyeceğiz" diye konuştu.

Şimşek, Türkiye'de iş gücü piyasası reformunun yapılması halinde istihdamın artacağını, istihdam artarsa gelirin yükseleceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de bağımlılık oranı düşecek ve tasarruflar artacak. Basit. Buna engel ne? Buna engel OECD ülkeleri arasında en katı iş gücü piyasası rejimi bu ülkede. Bunu görüp tartışmamız lazım. Dolayısıyla biz bunu aşarız. Düşük büyüme ile de Türkiye istihdam oluşturabilir. Bunu da gösterdik. Ama bunun sürdürülebilir olması için yatırım ayağının güçlü olması lazım. İmalat sanayinin güçlü şekilde desteklenmesi lazım. Bu konuda çalışmalar yapıyoruz. İstihdamın artışı, tasarrufların, verimlilik artışı gibi bunlar birer dönüşüm alanlarıdır. Bunun gibi 25 ayrı ekonomide dönüşüm alanı noktasında harıl harıl çalışma var. 1200'ün üzerinde tedbirden bahsediyorum. Aslında heyecan veriyor."

Tasarrufları rahat bir şekilde yüzde 20'lerin üzerine çıkarabileceklerini anlatan Şimşek, bununla ilgili plan ve programın bulunduğunu ve üzerinde çalıştıklarını söyledi. 

Şimşek, 25 alan ve bin 200'ün üzerindeki dönüşümün nasıl planlandığına ilişkin soru üzerine, daha hazırlık aşamasında olduklarını söyledi. Şimşek, şöyle devam etti:

"Çok kritik reformlar muhtemelen 2015 yılının haziran ayı sonrasına kalacak. Bunu söylemek beni üzüyor ama seçime sınırlı bir süre kaldı. Önümüzdeki 2-3 ayı bütçe ile geçireceğiz. Sonra da seçime birkaç ay kalacak. Burada gerçekçi bir analiz yapıyorum. 2015-2019 arasında seçim yok. O zaman çok güçlü reformlar yapacağız. Türkiye bu dönemde 2002-2007 arasında olduğu gibi yüzde 6-7'ler büyüme ile hedeflerine ulaşacak" dedi.

Torba kanunda yer alan vergi cezaları ilişkin düzenlemeyle ilgili olarak Şimşek, şunları kaydetti:

"Cezaların affına engel olduğum için mutluyum. Bir daha böyle bir beklentinin olmaması, vergide uyumun sağlıklı ve sağlam bir şekilde olması gerekiyor. 76 milyonun hakkını, hukukunu korumamız lazım. Af kelimesini uygulamada dahi görmek istemiyorum. Bazı unsurlarıyla var ama genel itibariyle bu tür yapılandırmaların artık af olmadığı, bir daha da olmayacağını bir tarafa not alalım. Herkes vergisini hakkıyla zamanında ödesin."

Şirketlere Ar-Ge desteği konusunda çok cömert davrandıklarını anlatan Şimşek, sorunun kamunun Ar-Ge destekleri olmadığını ve özel sektörün Ar-Ge konusunda  hassasiyetlerini artırmaları gerektiğini söyledi.

Dünyada rekabetin giderek arttığını ve kar marjının geleneksel ürünlerde daraldığını vurgulayan Şimşek, "Bizim çok hızlı bir şekilde Ar-Ge ve inovasyon için gerekli ortamı, gerekli kaynakları oluşturmamız lazım. Maliye Bakanlığı olarak neredeyse açık çek veriyoruz ve şu anda çok güçlü destekler veriyoruz. Ama arzuladığımız noktada değiliz. Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı son on yılda 2 katına çıktı. 2018'e kadar tekrar 2 katına katlamayı ve 2023 yılına kadar da bu seviyeden 3'e katlamayı hedefliyoruz. Bunu başarırsak Türkiye katma değer zincirinde yukarı çıkacak" dedi.

"Fed ve ECB'nin sekronize bir parasal sıkılaştırma içinde olmayacağını düşünüyoruz"

ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) alacağı kararların gelişmekte olan ülke piyasaları ve Türkiye'ye muhtemel etkileri hakkında değerlendirmelerde bulunan Şimşek, "Fed ve ECB'nin sekronize bir parasal sıkılaştırma içinde olmayacağını düşünüyoruz. Biz bu süreç içinde yapısal reformlarımızı desteklemeye devam edeceğiz. Bu sayede enflasyon oranlarımızı daha iyi noktalara getireceğiz, cari açığımızı aşağıya çekerek daha iyi büyümeyi sağlayacağız" ifadelerini kullandı