Medyada
''Gelecek 10 yılda büyüme temel faktör olacak''

Maliye Bakanı Şimşek, "Gelecek 10 yılda büyüme temel faktör olacak. Büyümenin son 10 yıla göre kıt olduğu bir ortamda Türkiye gelecek 10 yıl içerisinde farklılaşacak" dedi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Gelecek 10 yıl içerisinde büyüme temel faktör olacak. Büyümenin son 10 yıla göre kıt, potansiyelinin düştüğü bir ortamda Türkiye, gelecek 10 yıl içerisinde farklılaşacak. Bu farklılaşmanın da zeminini şimdiden hazırladık, hazırlıyoruz" dedi.

"Türkiye Özel Sermaye Forumu 2014" toplantısında konuşan Şimşek, şirket satın almalarının ve birleşmelerinin en önemli motorunun büyüme olduğunu söyledi.

Büyüme olursa bu aktivitelerin güçlü olacağını aktaran Şimşek, Türkiye'nin bu açıdan önemli bir 10 yıl geçirdiğini kaydetti.

Şimşek, gelecek 10 yılın daha kritik olacağına dikkati çekerek, "Sebebi de şu; geçtiğimiz 10 yılda küresel ekonomiye baktığımızda, gelişmekte olan ülkelere baktığımızda çok yüksek emtia fiyatları görüyorsunuz. Çok düşük faiz ortamı, şu anda devam ediyor ama eninde sonunda bitecek. Global likiditenin bol olduğu bir dönem. Dolayısıyla aslında büyümenin de göreceli olarak yüksek olduğu bir dönem" değerlendirmesinde bulundu. 

Gelecek 10 yılın en önemli konusunun büyüme olacağını belirten Şimşek, bu dönemde "Büyüme nerede olacak?" sorusuna doğru cevap verilebildiği takdirde o zaman geçmiş 10 yıl gibi iyi kazançlar elde edebileceğini söyledi.

Şimşek, büyümenin temel faktör olacağı gelecek 10 yıl içerisinde veya büyümenin son 10 yıla göre kıt, potansiyelinin düştüğü bir ortamda Türkiye'nin gelecek 10 yıl içerisinde farklılaşacağını kaydeden Şimşek, bu farklılaşmanın da zeminini şimdiden hazırladıklarını, hazırlamaya devem ettiklerini belirtti.

Siyasi istikrar olmadan reform olmadığını ve Türkiye'de siyasi istikrarın olduğu dönemlerde reform yapıldığını dile getiren Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

"Reformlarla birlikte refah artışı oluyor. Siyasi istikrar reformlar için çok önemli bir değişken. Türkiye'de bu yıl iki seçimi geride bıraktık. Seçimlerden önce nispeten yoğun bir gündem yaşandı. Bir kargaşa ve tartışma ortamı yaşandı. Siyasi motivasyonlarla bir sürü konu gündeme geldi. Ama sonuçta çok açık ve net olarak her iki seçimde son derece yumuşak ve demokrasinin güçlendiği bir süreç olarak geçirildi. Türkiye'de mahalli seçimlerde AK Parti bir önceki mahalli seçime göre oy oranını iyi bir şekilde artırarak belediyelerin neredeyse yüzde  60'ını kazandı. Hemen akabinde cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Bu seçimde de bütün muhalefet bir olmasına rağmen başbakanımız, cumhurbaşkanı oldu. 

Bir hafta içerisinde Türkiye'de iktidardaki partinin genel başkanı değişti, başbakanı değişti, yeni bakanlar kurulu kuruldu. Yeni cumhurbaşkanı var. İktidardaki partinin yeni bir genel başkanı ve yöneticileri var. Ne kadar yumuşak bir geçiş oldu. Kavga, gürültü yaşanmadan Türkiye bunu başardı. Bunu kaç ülke yapabilir merak ediyorum. Türkiye'de siyasi istikrara ilişkin en ufak bir tereddüt varsa bu tereddütlerin geride kalmış olması lazım. Eylül başında yeni hükümet göreve başladı, güvenoyu aldı. Eylül başında yapılan bir ankete göre bugün seçim olsa, vatandaşın yüzde 52'ye yakını iktidardaki partiye, AK Partiye oy verecek. Eylül ayında 18'inde yapılan başka bir ankete göre burada da yüzde 51 civarı. dolayısıyla Türkiye'de siyasi istikrara ilişkin tereddütlerin geride kalmış olması lazım. Bütün siyasi motivasyonlarla ortaya atılan iddialara rağmen Türkiye çok açık ve net olarak istikrardan yana, reformdan yana, refahtan yana bir tercih ortaya koymuştur." 

"Reformlarla Asya kadar hızlı büyümenin temellerini hazırlıyoruz"

Mehmet Şimşek, ekonomi yönetimi olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın başkanlığında uzun bir süredir Türkiye'nin değişiminin ve dönüşümünün yeni halkasını oluşturacak, çok kapsamlı ikinci - üçüncü nesil reform paketini içeren bir paket üzerinde çalıştıklarını aktararak, bu çalışmaların devam ettiğini ve bu sene içerisinde biteceğini söyledi.

Bu reformlarında bir kısmını gelecek yıl yapılacak seçimleri beklemeden bir kısmını da hemen seçimlerden sonra uygulamaya koyacak şekilde hazırladıklarını dile getiren Şimşek, bu reform programının 25 dönüşüm alanını kapsadığını ve bu 25 dönüşüm alanına ilişkin bin 200'ün üzerinde reform tedbiri alınacağını kaydetti. 

Bakan Şimşek, Türkiye'nin 2023 yılı vizyonu ve hedefleri olduğuna değinerek, bu hedeflerin iddialı olduğunu ve bunu kabul ettiğini ifade etti. 

Bu hedeflerin 2007 yılı öncesinde kurgulandığını belirten Şimşek, "O gün, bugün küresel bir kriz var. Avrupa'da kriz sonrası neredeyse bir durgunluk var. Orta Doğu'da çok büyük çalkantılar yaşandı, yaşanıyor. Buna rağmen Türkiye, tabii ki bu reform programı ile geçmişte ve önümüzdeki dönemde yapacaklarıyla 2023 hedeflerini gerçekleştirme konusunda yoluna kararlı bir şekilde devam edecek.  Kısa vadede baktığınızda Türkiye'de büyüme ılımlı. Doğrudur Asya kadar büyüyemiyoruz. Bu reformlarla Asya kadar hızlı büyümenin temellerini hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Türkiye mali dengeler açısından Avrupa'nın en iyileri arasında"

Enflasyonun bir sorun olarak önlerine çıktığını ve bunda önemli ölçüde son 13 yılın en kurak yılının yaşanmasının ve liradaki değer kaybının etkili olduğunu belirterek, gıda fiyatlarına ilişkin mikro düzeyde reform çalışması başlattıklarını ifade etti.

Türkiye'nin mali dengeler açısından Avrupa'nın en iyileri arasında yer aldığına işaret eden Şimşek, Türkiye'deki bütçe açığının 2014 yılında gelişmekte olan ülke ortalamalarının yarısından daha az olacağını söyledi.

Türkiye'nin kamu borcunun brüt olarak milli gelire oranının da gelişmekte olan ülkelerin altında olacağını aktaran Şimşek, nereden bakılırsa bakılsın iddialı bir bütçe dengeleri olduğunu ve kamu borçluluk oranlarında ciddi bir iyileşme yaşandığını dile getirdi.

Şimşek, en büyük sorun olarak karşılarına çıkan cari açıkta da önemli bir iyileşme olduğunu vurgulayarak, "Bu önemli iyileşme geçici değildir. Aldığımız tedbirlere dayanıyor. Hele petrol fiyatlarının düştüğü bir ortamda bu iyileşme pekişecek ve cari açık daha da azalacak" diye konuştu.

Türkiye'nin 2016-2017 yılında Dünya Bankası tanımına göre kişi başına yüksek gelirli ülkeler düzeyine çıkacağını anlatan Şimşek, Çin ve Hindistan hariç başka bölgelere oranla Türkiye'nin orta vadeli görünümünün iyi olduğunu ifade etti.

Türkiye'de büyümenin ılımlı ama daha dengeli ve daha sürdürülebilir olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Kısa vadeli göstergeler de kötü değil. Önümüzdeki yıl için risk olarak karşımızda Avrupa'daki durgunluğun derinleşmesi riski var ama bu düşük bir risk. Çünkü Avrupa Merkez Bankası doğruları yapmaya başladı gibi. Jeopolitik gerginlikler daha kötüleşir mi, emin değilim, ama zaten olabildiğince kötü. Dolayısıyla aşağı yönlü risklerin gelecek sene açısından sınırlı olduğu kanısındayım. Gelecek sene iç ve dış dengelerin bir miktar düzelmesi, genel seçimlerin aradan çıkması, reform programı, özel sektör yatırımları ve dış dengemizdeki iyileşmeyle birlikte Türkiye daha güçlü şekilde büyüyecek" değerlendirmesinde bulundu.

"Merkez Bankası gereken adımları attı, enflasyon beklentilerindeki kötüleşme duracak"

Bakan Şimşek, Türkiye'nin istihdam yaratmada dünyanın en iyi ülkeleri arasında olduğunu belirterek, son 12 ay içerisinde Türkiye'nin 1,3 milyon vatandaşına iş bulduğunu söyledi. Buna rağmen işsizlik oranının 1 puandan fazla arttığını aktaran Şimşek, şunları kaydetti:

"Çünkü Türkiye'de çalışma çağındaki nüfus çok hızlı artıyor. Bu iyi bir şey. Uzun vadede yüksek büyüme potansiyelini gösteriyor. Ama buna ilaveten işgücüne katılım oranında bir patlama var. Dolayısıyla aslında Türkiye'deki işsizlik oranındaki artış istihdam eksikliğinden kaynaklanmıyor. Önemli ölçüde işgücü piyasası dinamiklerinden kaynaklanıyor. Demek ki bizim çok daha fazla istihdam oluşturmamız lazım. Bu da reform gerektiriyor. En önemli reformlardan biri de işgücü piyasası reformu."

Enflasyonda bu sene yaşanan artışın sebeplerinin esas itibariyle kuraklık, liradaki değer kaybı ve jeopolitik gelişmeler olduğuna işaret eden Şimşek, "Rusya'nın 'Türkiye'den daha fazla gıda ürünü alacağım' demesi bile fiyatları artırmaya yetiyor" dedi. 

Bunlarla birlikte enflasyon beklentilerinde bir kötüleşme olduğuna değinen Şimşek, ancak Merkez Bankası'nın gereken adımları attığını ve beklentilerdeki kötüleşmenin duracağını söyledi.

Şimşek, bütçe açığı açısından 2009 yılı hariç son 10 yılda Türkiye'nin Maastricht kriterlerini tutturduğunu belirterek, "Türkiye, 2017 yılında nominal olarak bütçe fazlası vermeye başlayacak. Bu sene açığımız yüzde 0,8. Bu açık OECD ortalamalarının dörtte birinden az, AB ortalamasının üçte birinden az, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının da yarısından daha az bir açık. Ben anlamakta zorluk çekiyorum, hala bizim açığı yüzde 2,5 gösteriyorlar. Türkiye'nin başka ülkelerle karşılaştırılabilecek açığı genel devlet açığıdır. O da yüzde 0,8'dir bu sene. Gelecek sene bunu da yüzde 0,5'e düşüreceğiz. 2017 yılında da Türkiye fazlaya geçecek" ifadelerini kullandı.

"Enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini güçlü tutmak istiyoruz"

Şimşek, sözlerine şöyle devam etti:

"Şunu diyebilirsiniz; 'Türkiye'de kamu borcunun milli gelire oranı düştü. Niye böyle bir mali disipline ihtiyaç var?' Çünkü biz enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini güçlü tutmak istiyoruz. Merkez Bankası'na destek veriyoruz. Bu birinci sebep. Cari açığın azaltılması için kamu tasarruflarını yüksek tutmamız lazım. Bu da ikinci sebep.  Üçüncü sebep de çok büyük bir reform paketinin başlangıcındayız. Şimdi ikinci, üçüncü nesil reformlar maliyetli reformlar. Para gerektiriyor. Bütçeyi güçlü tutacağız ki reformlara alan oluşturalım."

Cari açıkta iyileşme olduğunu ve ihracattaki artış hızının ithalatı aşmaya başladığını ifade eden Şimşek, cari açığın daraldığını gelecek yıllarda da bu açığı azaltmaya devam edeceklerini söyledi.

Açığın finansman kalitesinde de iyileşme olduğuna dikkati çeken Şimşek, şu anda açığın hemen hemen tamamı uzun vadeli krediler ve borç yaratmayan doğrudan sermaye girişleri ile finanse edildiğini kaydetti.

"Emtia fiyatlarının düşüşünden dolayı Türkiye, çok ciddi bir rüzgarı arkasına alabilir"

Dolayısıyla bir iki yıl öncesine oranla açığın finansman kalitesinin de iyileştiğini ifade eden Şimşek, şunları belirtti: 

"Kısa vadeli baktığımız zaman jeopolitik gerginlikler tabii ki bir risk. Avrupa'da toparlanmanın gecikmesi ve Avrupa'da durumun kötüleşmesi bir risk. Aşağı yönlü riskler de var. Petrol fiyatları düşüyor. Bu cari açığı daha da azaltacak. Petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık düşüş Türkiye'nin cari açığının GSYH'ye oranını yüzde 0,6 düşürüyor. Gelişmekte olan ülkeler için emtia fiyatlarının düşüşü tam bir felaket senaryosu. Gelişmekte olan ülkelerin bir kısmı emtia fiyatlarındaki artıştan nemalandılar. Biz ise çok zarar gördük. Şimdi, emtia fiyatlarının düşüşünden dolayı Türkiye, çok ciddi bir rüzgarı arkasına alabilir. Gelecek 10 yıl içerisinde herkes biliyor ki, Çin eskisi kadar büyümeyecek. Emtia fiyatları geçmiş 10 yıldaki kadar artmayacak. Muhtemelen reel olarak düşmeye devam edecek. Bu Türkiye için net olumludur. Özellikle cari açık açısından. Aynı zamanda büyüme açısından, enflasyon açısından..."

Bakan Şimşek, Türkiye ekonomisi için en önemli pazarlardan birinin Avrupa Birliği (AB) olduğuna değinerek, AB'nin neredeyse kalıcı durgunluğa girmiş bir durumda olduğunu kaydetti.

Hem Avrupa Birliği'ndeki siyaset noktasında hem de Avrupa Merkez Bankası'nın yaptıkları doğrultusunda çabalar sonuç verirse AB'nin toparlanacağını ifade eden Şimşek, AB toparlanırsa Türkiye'de büyümenin hızlanacağını söyledi.

Son beş yılda Türkiye'nin performansını değerlendirirken Avrupa'da neredeyse kalıcı hale gelen durgunluğun etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, "Türkiye küresel kriz öncesi ortalama yıllık yüzde 7 büyüyordu. Şimdi bu oranlar 3,5-4 aralığına düştü. Örnek olarak söylüyorum. Bu normal değil. Bu önemli ölçüde etrafımızda olup bitenlerle de ilişkilidir. Ama tabii Ortadoğu’nun da etkisi var" dedi.

"Reel sektörün döviz pozisyon açığında risk yok"

Türkiye'ye ilişkin gündeme getirilen kaygılarından bir tanesinin reel sektörün döviz açık pozisyonu olduğunu söyleyen Şimşek, şunları aktardı: 

"Açık ve net olarak söylüyorum. Reel sektörün döviz borcunun yüzde 95'ine yakını uzun vadelidir. İkincisi, Türk şirketlerinin yüzde 63'ünün hiç döviz borcu yok. Türk şirketlerinin yüzde 88'inin döviz borcu olanların döviz geliri var. Geriye bir yüzde 12 kalıyor. Onların analizini de yaptık. Bunlar önemli ölçüde küçük ve orta ölçekli şirketler. Hangi akıllı yabancı banka, bunlara borç verir, onlara da şaşırıyoruz. Dönüp dolaşıyoruz. Muhtemelen kendi paralarıdır, diye düşünüyoruz.

Reel sektörün döviz pozisyonunun açığında risk yok. Bankacılık sektöründe pozisyon açığı yok. Devletin çok büyük bir pozisyon fazlası var. Hane halkının çok büyük bir pozisyon fazlası var. Yani döviz fazlası var. Türkiye’ye ilişkin risk algısı yüksek. Eninde sonunda bu risk algısı düşecek, düzelecek. Bunlar geçici trendlerdir. 2015 yılının ikinci yarısından sonra bu risk algısında dönüşümü yaşamak... Şimdiden bunu hayal etmek herhalde çok zor olmasa gerek. Merkez Bankası bağımsızdır. Karşılıksız para basma dönemi 2001'de sona ermiştir. Bazı yapısal sorunlar vardır. Yapısal tedbiri alacağız ve alıyoruz. Bu enflasyon mutlaka düşük tek haneye inecektir. Cari açık yapısal bir sorundur. Onu da kalıcı bir şekilde aşağı çekecek ne gerekiyorsa yapıyoruz." 

"AB sürecini güçlü bir şekilde devam ettireceğiz"

Şu anda büyümenin önündeki iki engelin göreceli olarak yüksek enflasyon ve yüksek cari açık olduğuna işaret eden Şimşek, 2017 yılı itibariyle bu iki engelde de önemli eşikleri aşmış olacaklarını söyledi.

Avrupa Birliği'nin (AB) Türkiye İlerleme Raporuna değinen Şimşek, "33 faslın 30'unda ciddi ilerleme var. AB raporlarının satır aralarını okursanız aslında Türkiye şu anda toplam 34 faslın 27'sini kapatmış noktada gibi. 2 bin yasa değişikliğine gittik. AB süreci Türkiye'deki kurumsal kalitenin iyileştirilmesi noktasında en önemli referans noktamızdır. AB sürecini güçlü bir şekilde devam ettireceğiz. AB'ye üye olsak da olmasak da bütün o standartları yakalayacağız. Türkiye Avrupa'yla yakınsama sürecini devam ettirecek" diye konuştu.

Şimşek, kayıt dışı ekonominin Türkiye'de iş yapmanın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirterek, "Çünkü haksız bir rekabet unsurudur. Olay sadece bir vergi kaçırma meselesi değildir. Kayıt dışı ile mücadelemiz çok güçlü bir şekilde devam edecek. Kayıt dışı istihdamı ciddi bir şekilde azalttık. Kayıt dışı ekonominin milli gelire oranını azalttık. Şu an AB ortalamasından uzağız ama 5 yıl içinde AB'nin bugünkü ortalamasını yakalarız. Yakında Sayın Başbakanımızın başkanlığında yeni bir kayıt dışı ile mücadele eylem planı açıklayacağız"  değerlendirmesinde bulundu.

Global senkronize bir faiz artışı olamayacağını dile getiren Şimşek, "Çünkü AB'nin olduğu nokta ile ABD arasında çok büyük farklar var. Eğer Çin yavaşlayacaksa ABD bu momentumu devam ettiremez. Bu sabah bir rakam gördüm. Çin'deki büyümenin 1 puan düşmesi ABD'nin büyümesinden 0,2 puan alıyor. Hepimiz birbirimize bağımlıyız" dedi.

"Kalıcı bir tahribat yaşamadan yolumuza devam ederiz"

Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist Dergileri öncülüğünde düzenlenen "CEO Club Buluşmaları"na da katılan Bakan Şimşek, burada yapkığı konuşmada, bir ülkenin temellerinin sağlamlaşması halinde, kaygılara, risklere rağmen yoluna devam edeceğini, esas belirleyicinin bilanço ve temellerin sağlamlığı olduğunu vurguladı. Bakan Şimşek, “Türkiye’ye ilişkin bazı soru işaretleri, kırılganlık noktaları var ama biz bütün hazırlıklarımızı hep kışa göre yaptık ve önümüzdeki dönemde global para politikası normalleşse de kalıcı bir tahribat yaşamadan yolumuza devam ederiz” ifadelerini kullandı.

Global ekonomideki gelişmelere değinen Şimşek, “90’lı yıllarda olduğu gibi bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin sermayeye aç bırakılması riski son derece düşüktür, bunun altını çizmek istiyorum. Siyasi istikrar tek başına ilerleme için yeterli değil. Siyasi istikrar reformlarla donatılırsa, desteklenirse o zaman başka ülkelerle arayı kapatma, hızlı büyüme sürecini yaşarsınız” diye konuştu.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin, son 10 yılda global kriz dönemine, Ortadoğu’daki sorunlara, global emtia fiyatlarındaki yüksekliğe rağmen iyi bir performans yakaladığını dile getirerek, yakalanan yüzde 5’lik büyümenin iyi bir performans olduğunu ifade etti. Bundan sonraki 10 yıllık sürecin önemine işaret eden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bundan sonraki 10 yılda küresel büyüme bugünkü kadar yüksek seyretmeyecek, gelişmekte olan ekonomiler geçmişteki kadar arkadan gelen rüzgarı hissetmeyecek, gelişmiş ülkelerin ciddi sorunları var bu yüzden bunların iç tüketimi üzerine bir senaryo kurgulanamaz, bu Çin için de geçerli. Gelişmiş ülkeler bu sorunu aşmak için hangi formülü uygularsa uygulasın, geçmişteki kadar gelişmekte olan ülkelerin ihracatını destekleyemeyecek. Emtia fiyatları önümüzdeki 10 yıl geçmişteki 10 yıl kadar hızlı artmayacak. Bu gelişmekte olan ülkelerin yüzde 70-80’i için kötü bir haber. Global likidite bir sure daha yüksek seyredebilir ama bir noktada normalleşme beklemek lazım. İşin özü itibariyle önümüzdeki 10 yıl performansı iyi olan ülkeler bugünden hazırlığını yapıp, çok güçlü reform programı uygulayacak, demografik yapısı iyi olan, özel sektörün önünü açan ülkeler olacaktır.”

Konuşmasında Türkiye'nin 2023 vizyonundan da bahseden Mehmet Şimşek, bu hedeflerin gerçekleşmesi için ortaya konulacak ilave eforun önemli olduğunu aktardı.

Şimşek, Türkiye'de gelecek yıl yapılacak genel seçimlerin ardından 2019 yılına kadar herhangi bir seçim süreci yaşanmayacağını hatırlatarak, bu dönemi değerlendirmek için uzun süredir çalıştıklarını söyledi.

Geçen sene açıklanan Kalkınma Planı'nı "farklı" olarak niteleyen Şimşek, şöyle devam etti:

"Farkı şu; oturduk bu planı Türkiye'nin değişim ve dönüşüm reform programına dönüştürüyoruz. Yani 25 tane dönüşüm alanı belirledik, bu dönüşüm alanlarına ilişkin atmamız gereken, atacağımız, özellikle de büyük bir kısmı mikro düzeyde bin 250'ye yakın reform tedbiri belirledik. Şimdi bu tedbirleri çalışıyoruz. 'Bu reformları kim, ne zaman uygulayacak', 'bu reformların gerektirdiği mali külfet nedir' gibi konular şu an paketler halinde, 25 değişik alanda neredeyse tablet haline geliyor. Sayın Başbakanımıza da durumu sunduk, çalışmalarımız bitince kendisi de detayları açıklayacak. Bu reformların bir kısmının uygulanması için 2015 yılı ortasındaki seçimi beklemek zorunda değiliz. Bu hafta çok önemli bir reform yapılacak, dün kararlaştırdık. İstanbul'un Tahkim Merkezi yapılmasına yönelik yasa bu hafta Meclis'ten geçecek."

Bakan Şimşek bu reforma ilişkin, "Bizde yargı sürecinin yavaş işlediğinden, sorunlu olduğundan herkes şikayet ediyor. Bir ortalama dava kaç yıl sürüyor bu ülkede? Dünya Bankası verilerine bakarsanız durumumuz vahim. Bunu nasıl düzelteceğiz? İşte İstanbul'un Tahkim Merkezi olmasına ilişkin yasal altyapı bu hafta içinde çıkacak, bu önemli bir karar" değerlendirmesini yaptı. 

Reformların devam edeceğini bildiren Şimşek, ekim-kasım ayında Patent Kanunu gibi, Kişisel Verilerin Korunması gibi birçok reformun geçebileceğini aktardı.

Şimşek, sorunların büyük kısmının endüstri ölçekli olduğuna işaret ederek, "Tamam geçici bir enflasyon problemimiz var. Enflasyonu tek haneye indirdik, ama düşük tek haneye mutlaka inecek, inmezse, yüksek, sürdürülebilir büyümenin önünde hep bir engel olarak kalacak" dedi.

"Enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini güçlendirmek istiyoruz"

Cari açık sorununa da değinen Bakan Şimşek, özüne inildiğinde cari açığın birçok mikro sebebi olduğunu, verimliliğin artırılması için rekabetin önündeki engellerin kaldırılması, rekabetin güçlendirilmesi gerektiğini anlattı.

Mehmet Şimşek, büyümenin ılımlı olduğunu belirterek, Asya düzeyindeki büyümenin sağlanması için mikro düzeydeki reform çalışmaları yapıldığını söyledi.

Şimşek şunları kaydetti:

"Enflasyon önemli ölçüde gıda fiyatlarından, kısmen de liradaki değer kaybından kaynaklanıyor. Ama Türkiye bağımsız bir Merkez Bankası'na sahiptir, 2001'den sonra para basması yasaklanmıştır. Bizim Merkez Bankası'nın bilançosuna bakarsanız küçülüyor, dünyanın Merkez Bankalarının bilançolarında inanılmaz bir büyüme var. Bunu nasıl normalleştirecekler bu da ayrı bir konu. Dolayısıyla Türkiye'de enflasyonun kalıcı şekilde yükselmesi için bir sebep yok. Mali dengelerimiz oldukça güçlü."

Brüt kamu borcunun milli gelire oranının bu sene  yüzde 33 civarına ineceğini belirten Şimşek, nominal olarak 2017 yılında Türkiye'nin orta vadeli hedefleri çerçevesinde bütçe fazlası vereceğini bildirdi.

"Biz Türkiye'de enflasyonla mücadelede Merkez Bankası'nın elini güçlendirmek istiyoruz" diyen Şimşek, "Mali dengelerde iyi noktadayız ve bunu devam ettireceğiz, kısa vadede de büyüme ılımlı ama dengeli. Orta vadeli programları mütevazı bulabilirsiniz ama yeni dünyaya göre fena değil, ama bunları yeterli bulmuyoruz, reformlarla bunu daha yüksek bir patikaya götüreceğiz" diye konuştu.

"Dolaylı vergilerde ne bir indirim ne bir yükseltme gündemimizde değil"

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist Dergileri öncülüğünde düzenlenen "CEO Club Buluşmaları"ndaki konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı. Dolaylı vergiler, ÖTV ve KDV ile ilgili bir indirim çalışması olup olmadığına yönelik bir soruya karşılık Şimşek, KDV'nin 4 temel alanda indirildiğini hatırlattı.

Şimşek, şunları kaydetti:

"KDV'de herhangi bir indirim gündemde değil, dolayısıyla şu anda oran olarak dolaylı vergilerde ne bir indirim ne bir yükseltme gündemimizde değil. Yalnız maktu bazı dolaylı vergilerin enflasyon kadar artırılması bizim en doğal hakkımızdır. Eninde sonunda maktu vergiler enflasyon kadar artmalıdır, artacaktır. Şu anda ne gelir vergisi oranında ne kurumlar vergisi oranında ne KDV oranlarında asla bir artış gündemimizde değil, hatta imkanımız olsa istihdam üzerindeki yükleri biraz daha aşağı çekmek de isteriz fakat şu badireleri bir atlatalım."

Şimşek, içinde bulunulan dönemin atlatılması durumunda bu gibi konuların yeniden gündeme geleceği, bir takım iyileştirmelerin yapılabileceği öngörüsünde bulunarak, "Onun dışında kimse kusura bakmasın bizim tüketimi teşvik edecek halimiz yok, edemeyiz. Tüketim üzerinde vergilerin indirilmemesi lazım çünkü bizim yatırım yapmamız lazım, tasarruf yapmamız lazım, dış açık varken tüketim üzerinde vergi indirimi beklemeyin" diye konuştu. 

Şimşek, kayıt dışı ile mücadele yeni eylem planı kapsamında yeni dönem yazar kasaların kullanımına ilişkin denetim konusunda kimsenin bir kaygısı olmaması gerektiğini söyledi. Bütçe gelirlerinde gelinen noktada dolaylı vergilerin doğrudan vergilere oranının çok yüksek olduğu, buradaki iyileşmenin ne zaman yapılacağı şeklindeki soru üzerine ise Şimşek, şu cevabı verdi:

"Türkiye'de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirlerine oranı yüzde 50'nin altında, bu rakam yüksek. Bu rakam, doğrudan aldığımız vergi gelirleri düşük olduğu için yüksek. Sorun özü itibariyle şu; biz aslında mükelleflerimizin aşağı yukarı ne kazandığını biliyoruz, beyanlarının ne olması gerektiğini de biliyoruz ama çapraz denetim konusunda elimiz kolumuz bağlı, onun getirdiği bir problem var. Konunun özü bu... Ona rağmen şu andaki Gelir Vergisi Reformu çapraz denetimi içermemesine rağmen önemli bir adımdır."

Şimşek, vergiyi tabana yayma, kayıt dışılıkla mücadele konusunda gerekli çalışmaların yapıldığını ve yapılacağını vurguladı. Ekonomide 2023 yılı hedeflerine ulaşmak için büyümede revize gelip gelmeyeceği sorusunu da Şimşek, "Çok iddialı hedefler koyduk ve önemli olan oraya doğru yolculuktur, şu aşamada bir değişiklik gündemde değil, reformları hakkıyla uygulayalım, o hedefleri tutturacağız" şeklinde yanıtladı.

"Enflasyon beklentisindeki bozulma makul"

Şimşek, enflasyon beklentilerinde biraz bozulma görüldüğünü, ancak bunun makul olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) gereken tepkiyi verdiğini belirten Şimşek, enflasyonda geçici bir sorun gördüklerini fakat sorunun enflasyonun geçici olarak yüzde 9,4'e yükselmesi değil, yüzde 5-7 arasında bulunması olduğunu ifade etti. Enflasyonun yüzde 3-5 arasında indirilmesi gerektiğini dile getiren Şimşek, bu temel hedef için reform programının önemli olduğunu vurguladı.

Bakan Şimşek, bir hedeflerinin de cari açığı daha da azaltmak olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bu yıl cari açık muhtemelen GSYH'ye oran olarak 5,7 olacak. Bu yüksek bir rakam ama birkaç yıl öncesine göre makul bir rakam. Şu Irak şoku yaşanmasaydı, Avrupa biraz IMF'nin öngördüğü şekilde büyüseydi, muhtemelen bu yıl yüzde 5'i biraz zorlar mıydı diye düşünmedim değil... Yukarı yönlü riskleri nispeten yönetilebilir riskler olarak görüyorum. Ama aşağı yönlü riskler, yani cari açığı öngördüğümüzden, yüzde 5,4'ün altına çekebilecek faktörler var. İç talep ılımlı olmaya devam edecek. Ama enerji fiyatları öngörümüzün altında seyrediyor. 10 dolarlık petrol fiyatlarındaki düşüş bizim cari açığımızı muhtemelen net bazda 5 milyar dolar azaltır."

Döviz pozisyon açığının bir diğer sorun olarak görüldüğünü, ancak resmin o kadar da kötü olmadığını belirten Şimşek, bankacılık sektöründe döviz açık pozisyonuna izin vermediklerine işaret etti.

Kamuda, döviz açık pozisyonları değil fazlaları bulunduğunu aktaran Şimşek, "Hane halkının dövizle borçlanmasına izin vermiyoruz. Geriye reel sektör kaldı. Yüzde 63'ünün hiç döviz borcu yok. Toplamda yüzde 88'in sağlam, sigorta poliçesi var. Yüzde 12'yi de inceletirseniz önemli bir kısmının KOBİ olduğunu görürsünüz. KOBİ'lere de kim döviz borcu veriyor o da ayrı bir soru işareti. Muhtemelen göründüğü gibi değildir. İkinci nokta ise açık pozisyonun büyük kısmının uzun vadeli olması" ifadelerini kullandı.

"Türkiye'de idari kapasiteyi iyileştireceğiz"

Mehmet Şimşek, Türkiye'nin, coğrafi konumu çok önemli bir ülke olduğunu belirterek, ülkenin hem üretim hem hizmet açısından doğal bir merkez haline geleceğini söyledi.

Hane halkının milli gelire oranının mütevazı düzeyde olduğunu dile getiren Şimşek, herkesin "ayağını yorganına göre uzatması" için birtakım tedbirler aldıklarını ve bu tedbirlerin etkisini gösterdiğini ifade etti.

Şimşek, yüksek ve sürdürülebilir büyüme için kurumların kalitesinin artırılmasının önemine de değinerek, "AB sürecine dört elle sarılmamız lazım. Şu anda şeklen 14 fasıl açılmış 20 fasıl duruyor diye biliyorsunuz. İyi bir analizci AB ilerleme raporunu okusun, bizim 26-27 fasılda iyi derecede uyum sağladığımızı Avrupa söylüyor. İyi derecede uyum sağlamışsanız, aslında o fasıllar açılmış demektir. Şu anda siyaset buna elverişli değil. Avrupa'nın siyasi durumu nedeniyle bu fasıllar açılmıyor ama AB İlerleme Raporu'nu okuyun. Biz Türkiye'de idari kapasiteyi iyileştireceğiz, yasal çerçeveyi iyileştireceğiz, kurumların kalitesini artıracağız" açıklamasını yaptı.

Şimşek, bugüne kadar gerçekleştirdikleri reformlara işaret ederek, Türkiye'nin şu anda çok farklı bir noktada olduğunu söyledi.

Vergilerin neredeyse dörtte birinin eğitime gittiğini hatırlatan Şimşek, eğitimde kalitenin artırılmasının da çok önemli bir reform alanı olduğunu vurguladı.

"Bugün mali kural olsaydı, bütçe bu kadar güçlü olmazdı"

Mehmet Şimşek, altyapının da diğer önemli konulardan biri olduğunun altını çizerek, "Altyapıyı iyileştirirsek, sizin önünüzü açarız, verimliliği artırırız. Bunu ben söylemiyorum, uluslararası çalışmalar söylüyor" dedi.

THY'nin Avrupa'da en büyük 2. havayolu şirketi olduğunu, 2 yıl içinde de yolcu taşımada en büyüğü olacağını dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

"Demek ki Türkiye'de istenirse güzel şeyler oluyor. Özelleştirmeye hala niye bu kadar karşı çıkılıyor, niye bu konular tartışılıyor anlamakta güçlük çekiyorum. THY yolcuyu daha ucuza taşıyor, daha çok yere uçuyor, devlete yük değil, para kazanıyor, vergi veriyor, dünyada bir marka... Niye hala özelleştirmeye karşı çıkıyorsunuz? Hala zaman zaman bu konular tartışılabiliyor. Buna rağmen geçen yıl biz Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekorunu kırdık, 12,5 milyar dolar özelleştirme uygulaması yaptık.

Türkiye büyüyor ve altyapı çok önemli. IMF daha yeni fikir değiştirdi ve 'altyapıya bol bol para harcayın' dedi. 2008-2009'da birçoğunuz bizi haksız yere eleştiriyordu. 2008'de dünya ekonomisi altüst olmuş, her taraf küçülecek, bizden bu küçülmeyi daha da büyültecek tedbirler istiyorlardı. Makro teorisi diyordu ki 'böyle bir ortamda faizleri indir, kamu harcamalarını artır, vergileri indir'... Biz tersini yaptık. Bugün mali kural olsaydı, bütçe bu kadar güçlü olmazdı..."

İşgücü piyasası reformunun da yapılması gerektiğine işaret eden Şimşek, işgücü piyasasının ihtiyaçlarıyla eğitimin bir şekilde çakışması ve piyasanın esnekleşmesi gerektiğini belirtti.

Şimşek, uzun vadede kişi başına milli geliri belirleyen 3 faktör olduğunu dile getirerek, bunları, "kurumların kalitesi, demokrasinin standartları ve hukukun üstünlüğü" şeklinde sıraladı.

Buralarda ilerleme sağlandığını, ancak arzu ettikleri noktada bulunmadıklarını ifade eden Şimşek, şöyle devam etti:

"İşgücünün kullanımında Türkiye demografik yapı ve trend olarak çok iyi bir noktada. Siz çözüm üretince verimlilik artar. Biz devlet olarak rekabetin önündeki engelleri azaltacağız. En büyük engel de devletin kendisi, kayıt dışılık... Altyapınızı yapıyoruz. Gerekli teşvikler var, geriye sizin daha fazla çalışmanız kalıyor.

Sermaye piyasaları da çok önemli bir alan. Bizim daha katedeceğimiz çok mesafe var. Pek çok firma sermaye erişiminde sıkıntı yaşıyor. Sermaye piyasaları bankalardan da öte çok daha geniş bir enstrüman ve bir derinlik gerektiriyor. O nedenle gerekli reformları yapıyoruz. Sermaye piyasaları derinse inanın destek bulursunuz. Daha uzun vadeli sermayeye erişirsiniz. Halka açılıp sağlam şekilde devam etmek varken neden işin zorunu seçiyorsunuz? Son dönemlerde çok özelleştirme yaptık, çok şirket çok şey satın aldı. Yakında mecbur kalacak, pazara gelecekler. Onun için sermaye piyasalarında halka arzlar önümüzdeki dönemde artacak, artmak zorunda. Biz gereken reformları yaptık. Maliye Bakanlığı olarak sermaye piyasalarının gelişmesi için ne gerekiyorsa destek veriyoruz."

"Türkiye son 10 yılda çok iyi bir performans ortaya koydu"

Enerji verimliliğini artırmak için de çalışmalar yapıldığını anlatan Şimşek, "Amerika'da güneş enerjisinde maliyetler ortalama 10 sente kadar indi. 2018 yılında belki Türkiye çok farklı bir noktada olacak. Herkesin hazırlıklarını ona göre yapması lazım. Mevcut kapasitemizin yüzde 40'ı yenilenebilir. İnşa halindeki santrallerin yüzde 75'i yenilenebilir" diye konuştu.

Bakan Şimşek, özel sektörün Ar-Ge yapması gerektiğini vurgulayarak, Türkiye'nin, özel sektörün yaptığı Ar-Ge'nin milli gelire oranında Avrupa ile karşılaştırıldığında oldukça geride kaldığını söyledi. Kamuda çok geride olmadıklarını, ancak kamuyu da artıracaklarını belirten Şimşek, özel sektörün bu alanda çalışmalarını artırması için ne gerekiyorsa yapacaklarını dile getirdi.

Kayıt dışılıkla mücadele edilmesi gerektiğine de değinen Bakan Şimşek, şunları kaydetti:

"Kayıt dışılık haksız rekabettir, finansmana erişememek, düşük verimliliktir. Kayıt dışılık Türkiye'yi aşağı çekmektir. Kayıt dışılık bir ülkenin en büyük problemidir. Biz şimdi yeni bir eylem planı hazırladık. Sayın Başbakanımıza da bunu sunduk kendisi açıklayacak. Biz önümüzdeki dönemde çok daha sofistike bir şekilde kayıt dışılıkla mücadeleyi ileri bir noktaya getireceğiz. Özetle, kurumların kalitesini artıracağız, demografik yapı çok elverişli, verimlilik çok yüksek, özel sektör yatırımları artıyor, verimlilik artacak ve Türkiye hedeflerini yakalayacak. Türkiye büyüdü, satın alma gücü büyüdü... Hangi veriyi alırsanız alın Türkiye son 10 yılda inanın çok iyi bir performans ortaya koydu."

AA

03.12.2014